25 Ağu 2013

OKUL KIRTASİYE VE TÜM MALZEMELERİNDE DİKKAT

VELİLERİN UZAKDOĞU KÖKENLİ ÜRÜNLERDEN UZAK DURMALARI GEREKİYOR.


Okul alışverişlerinde, mümkün olduğunca boyasız ve mutlaka TSE damgalı markalı ürünleri tercih edin. Çin malı ürünlerden uzak durmak çocuklarımızın sağlığı açısından önemlidir. 2013-2014 eğitim ve öğretim yılının başlamasına sayılı günler kaldı. Çocuklarımız için eğitim ve öğretim ne kadar önemliyse sağlıkları da o kadar önemli olmalıdır.

Piyasaya çeşitli şekillerde giren ve özellikle de Uzakdoğu kökenli olan ucuz ve kalitesiz boya, oyun hamuru, kokulu silgi gibi kırtasiye malzemeleri, abartılmış “albeni” özellikleri nedeniyle bilinçsizce tüketilmektedir. Gıdalarının konduğu plastik çantalar ve suluklar da eğer kalitesiz ise bu anlamda risk taşımaktadır. Okul öncesi ve ilköğretim çağındaki çocuklar, kullandıkları kırtasiye malzemelerini kontrolsüzce ağızlarına götürebilmekte, kullandıktan sonra ellerini ağızlarına veya gözlerine sürebilmektedir. Oysaki bu ürünlerde yer alan boyar ve uçucu kimyasal maddeler, çocukların sağlığı için büyük bir risk oluşturmaktadır. Hangi maddeden üretildiği belli olmayan ve güvenlik sınırlarını aşan kimyasal madde katkılı bazı ürünlerin uzun vadede sonuçlarının daha net ortaya çıkacak olması, maalesef bunların günlük kullanımını özensiz kılmaktadır.


'Fitalat'' ve ''azo boyar'' zararlı    Çin malları başta olmak üzere, okul malzemeleri imalatında yoğunlukla yararlanılan plastik ürünlerde, atık plastiklerin kullanılıyor.  Plastiklerin yumuşatılması için kullanılan ''fitalat'' maddesinin kanser, böbrek ve karaciğer bozukluğu, hormon yapısı, büyüme ve metabolizma bozuklukluklarına yol açıyor.Özellikle boya kalemlerinde kullanılan ''azo boyar'' maddesinin kullanımının Türkiye'de yasak olduğunu, Uzak Doğu'dan gelen ürünlerde bu maddeye rastlandı.

KOKULU MALZEMELER

Kırtasiye ürünlerinde tüketimi artırmak için çocukları etkileyen birbirinden renkli ve kokulu silgi, kalem gibi kırtasiye ürünlerinin de sağlık açısından zararlı olduğunu uzmanlar hep söylemektedir. Kokulu kırtasiye ürünlerinin ester yapılı olduklarını, yani bu ürünlere koku vermek için alkol ve asitlerin bileşimlerinin kullanıldığını uzmanlarca bildirilmektedir. Uzmanlara göre bu ürünlerin kokuları, öncelikle solunum yollarına ve akciğerlere zarar vermektedir. Yine uzmanlarca kokulu kırtasiye ürünlerinin çocuklarda koklamaya dayalı bağımlılıkları pekiştirebileceğini söylenmektedir. 

ALERJEN BOYA MADDELERİ

Sentetik tekstil ürünlerinde polyester, polyamid, asetad, naylon deri, boya gibi ürünler kullanılmaktadır ve zararlı olduğunu uzmanlarca da söylenmektedir. Bu tip ürünler daha çok çanta, beslenme çantası gibi ürünlerde karşımıza çıkmaktadır.

Ayıca eğitmenlerimiz, süslü kırtasiye ürünlerinin öğrencinin dikkatini dağıttığını ve bu tür ürünleri kullanan özellikle minik yaşlardaki öğrencilerin derse odaklanmakta sorun yaşadıklarını söylemişlerdir. Alınacak ürünlerin eğitsel açıdan ne derece faydalını olduğu sorgulanmalıdır.

NELERE DİKKAT EDİLMELİ

Bilinçli alışveriş konusunda aileler duyarlılık göstermelidir. Kırtasiye malzemesi alırken yaş grubuna uygun, markalı, mümkün olduğunca boyasız ya da en az boya içeren yerli ürünler tercih edilmeli; plastik baskılı, kokulu ürünler alınmamalıdır. İçeriği belli, katkı maddeleri belirlenen standartları aşmayan, kalite sorgulamalarını yürüten merkezlerce onanmış ürünler kullanılmalıdır. Mutlaka TSE damgalı ürünler tercih edilmelidir. Öte yandan eğitmenlerimizin görüşü mutlaka alınmalı, onların yönlendirmeleri doğrultusunda eğitsel faydanın en üst seviyede olduğu ürünler tercih edilmelidir.














24 Ağu 2013

YAZ TATİLİNDEN OKULA

Tatil devam ederken çocukları okula nasıl hazırlamalı



Okulların açılmasına yaklaşık 1 ay kala çocuklarını hem yeni eğitim-öğretim döneminin
temposuna hazırlamak hem de tatillerini rahatça yapmalarını sağlamak isteyen ailelere
uzmanlar, “Çocuğunuza hem sıkılmadan ders çalışabileceği, okuyabileceği bir yandan da
oynayabileceği günlük rutin oluşturun. Ama rutini oluştururken önceliğiniz çocuklarınızın
farklılıklarını kabul etmek olsun” önerisinde bulundu
Yaz tatilinde çocuklarını Eylül’deki yeni eğitim-öğretim döneminin temposuna hazırlamak
ama bir yandan da onların tatil haklarını elinden almak istemeyen aileler için uzmanlar,
“Çocuklarınıza günlük rutin oluşturun” önerisinde bulundu. Rutin oluşturulurken tüm anne
-babaların çocuklarının farklılıklarını kabul etmesi ve çocuklarına bu bakış açısıyla
yaklaşması gerektiğine dikkat çeken uzmanlara göre, anneanne ya da babaannesinin,
dedesinin evinde yaz tatilini geçiren çocuklara yapılacak, “Burası anneannenin evi ve
burada onun uygun gördüğü bir düzen var. Evimizde döndüğümüzde yine bizim evin kuralları
geçerli olacak” uyarısı da bu rutinin bir parçası olmalı.
RUTİN OLUŞTURUN
Okulların açılmasına kadar geçecek sürede çocuklarına hem dinlenme ve tatil fırsatı
vermek hem de bu süre içinde onlara öğrendiklerini unutturmamak için arayışta olan
ailelerin durumuyla ilgili değerlendirmeler bulunan Ayna Eğitim ve Psikolojik Danışmanlık
Merkezi’nden Uzman Psikolojik Danışman Belin Güner Nas, hayatın her alanında olduğu gibi
yaz tatilinde de rutin oluşturmanın önemine dikkat çekti. Nas, bu rutini oluştururken
ailelere, öncelikle ‘çocuğun neler yapmaktan hoşlandığı, hangi etkinliklere ilgisinin
olduğu ve neleri yapmakta zorlandığı’ gibi konuların belirlenmesi hatırlatmasını yaptı.
DERS PROGRAMI HAZIRLAYIN
Ailelerin her erkek çocuğun futbol dahisi olamayacağı, her kız çocuğunun da tatilini
kitaplarını başında geçiremeyeceği gerçeğini kabul etmeleri gerektiğini söyleyen Belin
Güner Nas, “Anne-babalar okulların kapanmasından bugüne kadar geçen süreyi bir kenara
bıraksınlar. Bu dönem içinde yapılmamış ödevler, çözülmemiş testler, okunmamış kitaplar
ya da yapılmamış spor aktivitelerini kalan zamana sıkıştırmak çocuğu daha da sıkmaktan
başka bir işe yaramaz. İşe çocuğun okuldan ruhsal olarak da kopmaması ve öğrendiklerini
unutmaması için bir ders programı hazırlayarak başlayabilirsiniz” dedi.
OYUN OYNAMASINA İMKAN TANIYIN
•Çocuğunuza günde 1-1.5 saati geçmeyecek bir ders programı hazırlayın. Özellikle öğleden
önce yapılan çalışmalar çocuğunuzun zihni açık olduğundan daha faydalı olacaktır.

•Programın en önemli kısmını okumaya ayırın. Okuldan verilen tatil okuma kitaplarının
yanı sıra yine çocuğunuzun hoşuna gidebilecek, ilgisini çekecek kitapları da programına
dahil edin ve okuma zamanını çocuğunuzun isteği dışında artırmayın.
•Programına akademik eksikliklerini gidermeye yönelik bir sonraki yılın matematik
problemlerini çözme gibi ona artılar kazandıracak çalışmalar ekleyin.
•Okuldan verilen yaz ödevlerini programı içinde farklı gün ve saat dilimlerine yayın.
•Çocuklar en iyi sokakta öğrenir. Saklambaç oynar, saklanır, kovalanır, kuşların peşinden
koşar, doğayla iç içe olur. Taşla, toprakla, kumla oynar. Diğer çocuklarla doğal ortamda
beraber olur. Bu sayede çıkan anlaşmazlıkları, bir öğretmenin ya da yetişkinin araya
girmesiyle değil de doğal yollardan çözer. Bu sayede keşfeder, öğrenir, rahatlar. Bu
yüzden çocuklarınızı TV izleme, bilgisayar oyunlarıyla oyalanma gibi aktiviteler yerine
sokakta oynamaya teşvik edin.
•Çocuğunuzu bir spor dalına yönlendirin ya da yaptığı bir spor varsa geliştirmesi için

21 Ağu 2013

EĞİTİM SİSTEMİ BULMACAYA DÖNDÜ



Okula kayıt olacak 66, 67 ve 68 aylık çocuklar, eğer velileri dilekçe verirse, hiçbir zorlama olmadan kayıtları 1 yıl ertelenebilecek.


Milli Eğitim Bakanlığı, okula kayıt yaşı konusunda yönetmenlik değişikliğine giderek, 66, 67 ve 68 aylık çocuklar, eğer velileri dilekçe verirse, hiçbir zorlama olmadan kayıtları 1 yıl ertelenebilecek. 

Milli Eğitim Bakanlığı'nın "Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde 

Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre, okula kayıt konusunda 66, 67 ve 68 aylık çocuklar eğer velisi isterse kayıtları 1 yıl ertelenebilecek. Söz konusu okula kayıt yaşı konusundaki son değişiklik şu şekilde oldu; "Okul müdürlükleri, yaşça kayıt hakkını elde eden çocuklardan 66, 67 ve 68 aylık olanları, velisinin vereceği dilekçe ile; 69, 70 ve 71 aylık olanları ise, ilkokula başlamaya hazır olmadıklarını belgeleyen sağlık raporu ile okul öncesi eğitime yönlendirebilir veya kayıtlarını bir yıl erteleyebilir ."Yürürlükten kaldırılan yönetmenliğin eski uygulaması ise şu şekildeydi, "İlköğretim okullarının birinci sınıfına, o yılın 31 Aralık tarihinde 72 ayını dolduran çocukların kaydı yapılır. Yaşça kayıt hakkını elde eden ancak bedenen yeterince gelişmemiş olan çocuklar, velisinin yazılı isteği üzerine okul öncesi eğitim kurumlarına devam edebilir veya kayıtları bir yıl ertelenebilir."
Okul müdürlükleri, yaşça kayıt hakkını elde eden çocuklardan 66, 67 ve 68 aylık olanları, velisinin vereceği dilekçeyle; 69, 70 ve 71 aylık olanları ise, ilkokula başlamaya hazır olmadıklarını belgeleyen sağlık raporu ile okul öncesi eğitime yönlendirebilecek veya kayıtlarını bir yıl erteleyebilecek.

Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre okul müdürlükleri, yaşça kayıt hakkını elde eden çocuklardan 66, 67 ve 68 aylık olanları, velisinin vereceği dilekçe ile; 69, 70 ve 71 aylık olanları ise, ilkokula başlamaya hazır olmadıklarını belgeleyen sağlık raporu ile okul öncesi eğitime yönlendirebilir veya kayıtlarını bir yıl erteleyebilecek. Yönetmelik bugün itibarıyla yürürlüğe girdi.

3 Tem 2013

İlkokul 2. sınıflarda İngilizce dersi başlıyor

İlkokul 2. sınıflarda İngilizce dersi başlıyor

2013-2014 eğitim öğretim yılından itibaren ilkokul 2. sınıf öğrencilerine İngilizce dersleri okutulmaya başlanacak. Bildiğiniz gibi 4+4+4 yeni eğitim sistemi; Resmi Gazete’nin 11 Nisan 2012 tarih ve 28261 sayılı nüshasında yayınlanarak yasalaşmıştı. Bu yasa gereğince okullar 4’er yıllık sürelerle ilkokul, ortaokul ve lise olarak sistemleştirilmiştir.  Aynı yasaya göre bu yıl 1. sınıfı bitirip 2013-2014 eğitim yılında ilkokul 2. sınıfa devam edecek olan öğrenciler haftada 2 saat olmak üzere İngilizce dersini okumaya başlayacak.

İlkokul 2. sınıfların İngilizce kitapları ve bu dersleri okutacak branş öğretmenleri de muammadır. Buna da bir açıklık getirilmelidir. İlkokullarda İngilizce derslerini branş öğretmenleri mi; yoksa sınıf öğretmenleri mi okutacaktır? Çünkü geçtiğimiz yıllarda sınıf öğretmenleri branş derslerinde dersin branş öğretmeni tarafından okutulması dolayısı ile boşta kalıyor (Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Beden Eğitimi, Görsel Sanatlar, Müzik, Yabancı Dil…) bu defa da ek dersin çalışmadan verildiği yönünde tartışmalara neden oluyordu. Bunun için yeni sistemde ilkokullarda görsel sanatlar, müzik, spor etkinlikleri derslerini sınıf öğretmenlerinin okutacağı belirlenmiş ve bu karmaşanın ortadan kalkması sağlanmıştı. İngilizce dersinin branş öğretmeni tarafından okutulması ile birlikte bu sorun tekrar gündeme gelecektir.

17 Ara 2012

SINAVLARDA IQ DÖNEMİ

SINAVLARDA IQ DÖNEMİ



21. Yüzyıl ile birlikte artık IQ= EQ olmak zorunda

Sosyal Zeka: IQ ve EQ Testlerinin Ötesinde Bir Zeka

Geçtiğimiz yüzyıla damgasını vuran entelektüel zeka (IQ), 21. yüzyılda kendine güçlü bir rakip buldu..EQ.. Bir çok bilim insanının kabul ettiği gibi topluma uyum sağlamış başarılı bir kişi olabilmenin koşulu artık kişinin hem entelektüel zekaya (IQ) hem de duygusal zekaya (EQ) sahip olmasından geçiyor

ANCAK !!!  Sosyal Zeka sadece kişinin kendinde veya karşısındakinde değil, çevresinde olup bitenleri anlama, etkileyebilme ve farklı sosyal ortamlarda iyi ilişkiler kurabilme kapasitesidir. Başarı için sayısal zeka ve duygusal zeka artık yeterli değil. Kişiler arası bağ kurabilme, grubu harekete geçirebilme, olayların ve duyguların ne olduğunu anlamamıza yardımcı olan IQ ve EQ’dan öte bir zeka ile gerçekleşebiliyor.



Kişiye özel uygulanabilecek çeşitli testler ve egzersizler ile SOSYAL ZEKA geliştirilebilmektedir. 21 yy ile  birlikte özellikle 12-19 yaş grubunda ki kişilerin IQ seviyelerinin geliştirilebildiği belirlenmiştir. Ancak sadece Iq yada sadece Eq nun yüksek olması başarıyı getirmemektedir. SOSYAL zekanızı geliştirmek için öncelikle sorunu bulup sonra onu geliştirmenizi tavsiye ederiz. 


Duygusal Zekanın 5 temel ilkesi
Öz-bilinç: Kişinin kendisinin tanıması, duygularını tanımlayabilmesi ve onların farkında olmasıdır. Kişinin duygularının farkında olması kendini anlayabilmesinin temel ilkesidir. Diğer duygusal zeka ilkelerinin gelişebilmesi için kişinin gelişmiş öz-bilince sahip olması gerekmektedir. Düşük öz-bilince sahip kişiler kendi içlerinde duygusal bir kafese hapsedilmiş gibidirler.
Duyguları yönetebilme: Duygularla başa çıkabilme yetisi bireyin kendini avutabilmesi, endişe, gerginlik gibi olumsuz düşünceyle baş edebilmesi demektir. Duygularını yönetebilen birey hayatın kötü sürprizleri ve olumsuzluklarıyla çok daha kolay başa çıkabilirken, yönetemeyen bireyler sürekli strese maruz kalırlar.
Kişisel motivasyon: Duygularınızı yaratıcı olabilecek ve hedeflerinize ulaşabilecek şekilde yönlendirebilme, yönetebilme becerisidir. Duygusal kontrol, hazzı erteleyebilme ve atılımcılık ruhunu koruma kişinin kişisel motivasyonu için çok önemlidir.
Empati: Kişinin kendini başkalarının yerine koyabilme becerisi olarak tanımlanabilir. Bilimsel olarak empati ses tonundaki ve yüz ifadelerindeki sözel olmayan mesajları okuyabilme, diğerlerinin duygularını algılayabilmedir. Empatik kişiler öğretmenlik, satış, yönetim gibi sosyal becerileri ve iletişimi gerektiren mesleklerde daha başarılı olurlar.
Sosyal Beceriler: Çevrenizdekilerin duygularını yönetebilme sanatıdır. Kişisel yönetim, ve empati gibi diğer temel duygusal yetilerin iyi kullanımını gerektirir. Bu tür beceriler popülerlik, liderlik, kişiler arası etkinlik için vazgeçilmezdirler.

10 Ara 2012

Türkiye'de İngilizce eğitimi


Türkiye'de İngilizce eğitimi



İngilizce Yeterlilik Endeksi’nde (İYE) 44 ülke arasında 43’üncü olan Türkiye, İngilizcenin bilinirliği bakımından da Şili, Endonezya ve Suudi Arabistan’ın gerisinde kaldı.

Türkiye’deki en büyük eksikliklerden biri  İngilizce eğitimine başlangıç yaşı gösteriliyor. Endekste yüksek ve orta sıralarda yer alan ülkelerde genellikle İngilizce eğitimine çocukların eğitim hayatlarının başında başlanıyor. Türkiye’de ise İngilizce eğitimi dördüncü sınıfta, sınıf öğretmenleri gibi konuda uzman olmayan öğretmenler tarafından veriliyor. Lise giriş sınavlarında ise İngilizce en temel haliyle soruluyor. Eğitim sisteminde İngilizce programının ağırlığı zamanla azalırken, 2005 yılından itibaren İngilizce hazırlık sınıfları kaldırılmış bulunuyor. 


Dünyanın pek çok yerinde yabancılar arasında konuşulan dilin İngilizce olması, İngilizce öğrenme isteğini ve öğretim yaygınlığını artırmıştır. İngilizce artık tüm dünya ülkelerinin ikinci dili olma yolunda ilerlemektedir. Çünkü ekonomik alanda, sosyal alanda, eğitim- öğrenim alanında, bilim ve teknolojide kullanılan dil İngilizce’dir.

Dil edinimi konusunda yeterince bilgisi olmayan pek çok kişi çocukların  bu kadar erken bir yaşta ikinci bir dili öğrenmelerinin sakıncası olabileceğini düşünüyor. Oysa öğrenmenin en hızlı gerçekleştiği dönemler bu dönemlerdir. Bu alanda yapılan araştırmaların bulguları arasında da olumsuz sonuçlara rastlandığına dair ibareler bulunmamaktadır. Dil öğrenimine mümkün olduğuna erken başlanmalı, ancak her yaşa en uygun yöntemlerden faydalanılmalıdır.

Uzun zamandır özel ders veren birisi olarak özellikle yabancı dil için söylemek isterim ki 
ingilizcede ozellikle elementary seviyesi cok onemli bir seviyedir. 70-80 ders saati yeterli degildir. Ama kurslar sizin cabuk bitirme endisenizi bildikleri icin 80 saatte bir kur atlatirlar.siz de gercekten pre-intermediate, intermediate ya da upper oldugunuzu sanirsiniz. ama malesef olmazsiniz. hicbir kitap tek basina okudugun zaman dil ogrenmede yeterli olmaz. dil ogrenirken etkilesim sarttir.


Dil öğrenmede çocuğun yaşı 12 ve altı ise maksimum 5-6 kişilik grupların oluşturulduğu özel dersler en uygunudur. Haftada 2 gün ve 1,5 saatlik eğitim ile birlikte okulda ve evde desteklenecek çalışmalarla, özellikle elementary seviyesi en iyi şekilde verilebilir.



5 Ara 2012

Ağır Öğrenen Öğrenciler


Ağır Öğrenen Öğrenciler




Basit sözcükler ve kısa cümlelerle konuşun. Bu çocuklara her fırsatta kendilerini sözle anlatma olanakları vermeli, buna teşvik etmelidir. Böylece duygularını düşüncelerini sözlü olarak anlatmada kendilerine güven kazanabilirler. Sık eleştiriler kendine olan güveni yıkacağından bu konuda dikkatli olunmalıdır.


Dikkati dağınık ve dikkat süresi kısadır. Sık sık dikkatini toplayacak hareketler yapmalı, ilgi duymadığı konular üzerinde fazla durmamalı ve elden geldiğince dersleri somut biçimde izlemeğe çalışılmalıdır. 


    1.       Çocuk yaşıtlarına göre biraz daha geç ve güç öğreneceğinden çocuktan zeka düzeyinin üzerinde başarı beklenmemeli, normal başarı göstermesi için zorlanmamalıdır.
2.       Sınıfına uyum sağlayabilmesi için öğretmenlerle işbirliği yaparak evde derslerini kavramasına yardımcı olunmalıdır.
3.       Küçük başarıları bile desteklenerek daha başarılı olma isteği için ortam sağlanmalı, böylece kendine güven duygusu geliştirilmelidir.
4.       Evde yapabileceği işler verilerek sorumluluk duygusu geliştirilmeli, etkin olduğu konulara yöneltilmelidir.
5.       Çocuğun zayıf yönleri eleştirilmemeli, kuvvetli yönleri bulunup geliştirilmeye çalışılmalı, olumlu davranışları her fırsatta değerlendirilmeli ve desteklenmelidir.
6.       İyi arkadaş ve çevre ilişkileri kurmasına olanak sağlanmalı, yardımcı olunmalıdır.
7.       Kardeşleri ve arkadaşları ile kıyaslanmamalıdır.
8.       Çocuktaki davranış bozukluğunun bir çoğunun, doğrusunu bilmediğinden ya da beceremediğinden kaynaklanacağını düşünerek, bu bozukluğun ve hataların neler olduğunu ve doğrunun nasıl olacağını SEVGİ ve ANLAYIŞ la anlatmalı, çocuk ikna edilmelidir. (Hatalarından dolayı hırpalanan bu çocuklarda kişilik bozuklukları artar. )
9.       Çocukta görülen davranış bozukluklarının nedenleri incelenmeli, problemlerini çözmede yardımcı olunmalıdır.
10.  Olumsuz davranışları bazı hallerde görmezlikten gelinmeli, hataları büyütülmemelidir.
11.  Aşırı sevgi ve aşırı baskı kaldırılmalı, sınıflandırma zamanında ve yerinde yapılmalıdır.
12.  Anne ve babanın “EĞİTİM GÖRÜŞLERİ” tutarlı olmalı, alacakları eğitim önlemleri birbirini desteklemelidir.
13.  Anne ve baba aile sorunlarını çocuğun yanında tartışmamalıdır. Ailedeki huzursuzluklar çocuğun başarısında ve davranış bozuklukları göstermesinde en büyük etkendir.
14.  Çocukta, akademik başarıdan çok sanata yönelik becerilerin gelişmesini sağlayıcı etkinlikler yapılmalıdır. Çocuk ileri öğrenim kademelerine değil, iş hayatına hazırlanmalıdır.